Ana içeriğe atla

Er Miti Kozmik Tasviri ve Yapay Zeka İle Görselleştirilmesi

 Platon'un 'Devlet' kitabının sonlarına doğru, bir mit anlatılır. Bu mite göre yıllar önce bir savaşta ölen Armenius'un oğlu Pamphyliyalı Er, on iki gün boyunca ahiret hayatını ve hesap sürecini yaşar. Fakat, Er dünyaya döndürülüp gördüklerini insanlığa anlatması için seçilmiştir. Bu yüzden de hesaba çekilmez, fakat tüm olanlara tanıklık etmesine izin verilir. İlk yedi günlük süreçte iyilerin gökyüzü kapısından cennete, kötülerin de yeraltı kapısından cehenneme gönderildiğine tanıklık eder. Buradaki tasvirler o kadar evrenseldir ki insalığın 2000 yıl öncesinden daha öteye dayanan ahiret inancının ortak köklerine, hatta dinlerin tek bir semâvi bir dine dayandığına dair izler taşır. Daha detayda yatan bir benzerlik olarak da, İslam'da cehennemde cezası bitenlerin cennete girecekleri inancıyla paralel olarak, bu betimlemelerde kötülerin cezalarını çektikten sonra cennete doğru yönelmeleri işlenir. Bu kısımdaki en beğendiğim tasvir ise zamanında çok kötü olarak bilinen karakterlerin cennete doğru yöneldiklerinde, henüz cezaları bitmemiş olanlar için geçmelerine izin vermeyen kapının korkunç bir şekilde kükremesidir. Öyle ki, bu kükreme cehennemde çekilen tüm sıkıntılardan daha acı diye anlatılır. En korkunç an olarak, cehennemden çıkma umudunun suya düştüğü anın işaret edilmesi, umudun cehennemi bile bir nebze olsun daha bir iyi bir yer haline getirdiğine işaret ediyor. Umudun boşa çıktığı o andan, daha korkunç bir an bulunmuyor.

Bu kısımdan sonra, yani hikayenin sekizinci gününde, işler ilginçleşiyor. Ruhlar topluca yolculuğa çıkarlar ve varılan yer müthiş bir tasvirler anlatılır. Bir sayfadan fazla süren bir betimleme yapılır. Burası ruhların kurayla yeni bir yaşam seçecekleri yerdir. Bir nevi reenkarnasyon kürsüsü olan bu mekanda, geçmiş, bugün ve gelecekle ilintili Gereklilik'in üç kızı vardır. Burada herkese kura yoluyla da olsa bazı yetenekler, erdemler ve sorumluluklar seçme özgürlüğü verilmesi manidârdır. Burada olayın çıkış noktası olan reenkarnasyon semâvi dinlerle bağdaşmasa da ruhların bir mekanda toplanmasıyla ve nefislerinde kendi tasavvurlarının da bulunması İslamdaki Kâlû Belâ'yı da çağrıştırır. 

Sonrasında ise, herkes önceki hayatından tecrübelerinden hareketle bazı makul kararları almaya çalışır, örneğin, hırslarının peşinde bir çok bedel ödemiş olan Odysseus sorumluluktan uzak, kimsenin rağbet etmediği çok sade bir hayatı tercih eder. Enteresan olan ise, cennetten gelenlerin --hepsinin değil ama-- genelinin kötü bir hayat seçerken, cehennemden gelenlerin nispeten daha iyi kararlar vermiş olmasıdır. Burada anlatıcı Platon, bilgi temeline dayanmayan bir iyiliğin boşluğunu çok çarpıcı bir şekilde vurgular. Evet, önceki hayatı cenneti hak etmiştir belki ama bunlar bir felsefeye dayanan iyilikler değildir. Aslında bu konuda dini cihette çokça tartışılan iyiliklerin imanla hakikat ve anlam bulması konusuna bir açıklama bırakır. Ayrıca, Platon bir hayatın temeline adaleti koyar, çünkü adalet hem dünyayı hem de ölümden sonraki hayatı anlamlı kılabilen bir olgudur.

Gelelim şimdi bu mekanın tasvirine. Er ve ruhlar seyahatlerinde sonra, yani yeni hayatların seçecekleri mekan bir ışık sütunu olarak karşılar onları. Bu ışık cenneti kemeri aynı zamanda evreni bir arada tutan şeydir. Burada Gereklilik Çarkı diye bir kavramdan bahsediliyor. Gerekliliğin ne olduğu anlatılmamakla birlikte, yapılan tasvirlerden onun evrenin düzenine dair kurallar, bir nevi doğa kanunları gibi, yani onu bir arada tutan şey olduğu düşünülebilir. Bu dingilin ortasında ise sekiz tane halkadan bahseder. Bu halkalar evren, güneş, ay ve gezegenlerdir. Platon onları renklerine, büyüklüklerine ve hızlarına varıncaya kadar tasvir eder. Sonra her bir halkadaki tek bir nota ile ilahi söyleyen deniz kızlarından bahseder. Koroyu ise Gereklilik'ın kızları tamamlar, ve bir geçmişle, biri bugünle biri de gelecek ile ilgili şarkılar söylerken, çarkın da dönmesine yardım eder. 

Burada bir özetini geçsem de bu kadar soyut bir düşüncenin, kozmik temellerle somutlaştırılması gerçekten etkileyici. Bu kısmı sindirebilmek için bir kaç kere okudum çünkü bir insanın neredeyse tamamen soyut bir düşünceyi bu derece detaylandırılmasını çok beğendim ve aynı resmi kafamda çizmeye çalıştım. Sonunda bunu yapay zeka araçlarına da çizdirebileceğimi düşündüm. Bulabildiğim resim oluşturma modellerine kitabın bu kısmını yazıp verdim. Burada ücretsiz versiyonların -- yani muhtemelen en gelişmiş modellerin kullanılmadığı modeller -- ürettiği resimleri paylaşmak istiyorum. Belirtmek isterim ki ekstra komutlar vererek resimleri geliştirmeye çalışmadım, yani ilk makul çıktıları paylaşıyorum. Benim fikrimce ChatGPT'nin oluşturduğu, açık ara daha bir iyi çıktı oluşturmuş durumda. Her ne kadar müzik çalan denizkızlarını atlamış olsa da ve Gerekliliğin kızlarını tekrarlamış olsa da diğer çıktıların basitliğinin yanında kolayca göz ardı ediliyor.

Peki siz hangi modelin çıktısını beğendiniz?

Chat-GPT (Open AI 5.2 Image generation) : Çok fazla detaylandırma yapması bu resmi favorim yaptı. Cennetten gelen zincirlere bile yer veriliyor. Şarkı şöyleyen deniz kızlarının olmaması bir eksiklik ama onun dışında halkaların sırasına ve büyüklüğüne kadar dikkate alınmış.


Base Stable Difusion Model: Tasvirdeki olgular iyi yada kötü bir şekilde ele alınmış olsa da, üç boyutlu bir görsel oluşturmaması hiç cazibe kazanmamasına sebep oluyor.

Nano Banana: Google'ın olan bu resim üretim aracını Gemini aracılığıyla kullandım. Başarılı bir resim olareak değerlendirsem de denizkızları iyi resmedilmemiş. Bunun yanında halkalar çok basit ve gezegenler bir gezegenden ziyade yuvarlanan bovling toplarını andırıyor.

Perplexity: Arka planda GPT'yi kullanan bu model, bence tasvir açısında çok başarılı bir sonuç verdi. Metinde geçen detaylara, halkaların renklerine kadar yer verilmiş görünüyor. Ortada adeta ayin yapan üç melek metnin içeriğine pek uygun olmasa da böyle bir resmetme de kabul edilebilir.

Taha Huzeyfe Aktaş
01/03/2026

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ali Şeriati’nin Fatıma Fatımadır kitabı üzerine

Dr. Ali Şeriati’nin Fatıma Fatıma’dır ve Kadın kitabı, keyifle okuduğum, sorgulamalara ve yeni ufuklara yol açan, bunun yanında öğretici tarafları bulunan da bir kitap. İsmi itibarı ile okunmadan önce kadınlara sesleniş gibi görünse de aslında Şeriati’nin yorumu ile İslam’ın sosyolojik yaklaşımlarına yer veriyor ve bunları tarihi ve günümüzü bağdaştıran yanları ve can alıcı örnekleri ile anlaşılır bir tarzda açıklıyor. Hz. Fatıma’yı ideal kadın olarak öne sürerken günümüz toplumunun kadın mefhumunun Şeriati’nin İslam adına öne sürdüğü idealden nasıl ayrıştığına değiniyor. Kitap, çevirmenin Ali Şeriati’yi tanıtıcı önsözüyle başlıyor. Aslında, Ali Şeriati’nin hakkını teslim ederken, onun ‘Şia’ esintisi düşüncelerinin kendisini bağlamadığını belirterek bir nevi günah çıkarma merasimi yapılıyor. Bu önsözden sonra kitapta Ehl-i Sünnete küfre varan cümleler görsem şaşırmazdım fakat işin aslı Şeriati’nin yaklaşımı bu değildi. Zaten kitabın ekserisinin konusu da bu değildi, daha ziyade top...

İbrahim Zeyd Gerçik'in Bir Yönetim Modeli Süleymaniye Kitabı Üzerine

Süleymaniye’nin bir yönetim, psikoloji ve kültür modeli olarak görülmesi kulağa hoş gelse de; bu yazılı eser, Süleymaniye’nin münferit kaynaklar veya turistik rehberler aracılığıyla ulaşılabilecek bir tanıtım broşürüne dönüşmüş. Bu kötü bir şey mi? Tabi ki değil, fakat eserin isminin getirdiği -ve yahut vad’ettiği- derinliğin yeterince yansıtıldığını söyleyemem. Birçok nokta, zoraki bir bağlam kurma veya beylik, didaktik laflardan ileri gidememe durumunu bana hissettirdi. Kişinin yaşamını şekillendirdiği din veya ideoloji temelinde, sosyal -ki burada özel olarak iktisadi ve işletmeye yönelik tarafı ele alınıyor- konulara yön verme arayışı benim nezdimde saygıyı hak eden bir eylem. Ki içerisini göremediğim şeffaf bir plastik ile çevrili kitabı alma sebebim bu düşünceye dayanıyordu. Fakat, buradaki amaç niyet edilen doğru eylemlerin güzel bir tezahürünü göstermek idiyse, bu bağlamlar daha sıkı kurulmalı idi. Yani başka bir deyişle peygamber hayatı anlatıp ardından iş dünyasında yalan söy...

Sürrealist

  Fotoğrafta ne görüyorsunuz? Bulamadınız mı? Daha yakından bakın. Bu bir elma. Yeşil elma. Devasa bir yeşil elma. Brüksel'de gökyüzünde ışıldayan bu elmayı görünce onun oradaki varlık amacını sorguladık. Hz. Google'a sorunca, bu elmanın; sürrealist eserlerin sergilendiği Magritte Müze'sinin yenilenmesi sırasında, hem müzenin görünürlüğünü arttırması hem de sürrealizm temasına bir katkı olarak çatıya yerleştirildiğini öğrendik. ¹ Gerçekten ilk amacına ulaşıp ilgimizi çekti. Bir zamanların meşhur Oktay Usta'sının sunduğu programı anımsattı. Resmen oradaki yeşil elmayı kopyalamışlar. Öyle değil mi? öyle... değil mi? Dikkat! Tuzak soruydu. Eğer ki, 'evet, öyle' dediyseniz düştünüz tuzağa. Çünkü esas sürrealizm burada başlıyor ve elmanın çatıdaki varlığı ikinci amacını tamamlıyor. Bu soruya kadar bizce de her şey normaldi. Fakat, bunu Oktay Usta'yla beraber düşündüyseniz, üzgünüm ne kadar FETÖ'cüsün testinden ' üst akıllarca ' tam not aldınız. Üst ...