Ana içeriğe atla

Hasan Aktaş'ın Çağdaş Türk Şiirinde Kuşlar Kitabı Üzerine

 Şu dünyada kuşlara çok özenirim. Herkese, her şeye gökyüzünde süzülürken bakabilmek nasıl arzulanmasın ki. Akşamları pusulasız uçup, sabahları yine ait olduğum topraklara doğru süzülebilmeyi isterdim.

Fakat hangi kuş olmak istediğimi pek düşünmemişim, halbuki yarasa gibi bir kör kuş olmak da varmış. O zaman gökyüzünün o seyirliğine nasıl doyulur. Sülün gibi çok yakışıklı bir kuş da olabilirdim, fakat bu kez de sesimi duyunca kaçardınız. İşte o zaman kaknüs gibi kendi küllerimden çıkan kıvılcımla yanmak isteyebilirdim. Rakip olmak istemesem de kaknüs olmak isteyebilirdim, ve yahut sesim güzelce olacaksa karga gibi çirkin olmak göze alabilirdim. Papağan gibi çok konuşan ve ya horoz gibi vakitsiz öten bir kuş olmazdım galiba. Bilakis bir posta güvercini olup sırların aracısı olabilirdim, bir anka kadar renkli zarflarda taşırdım mektupları. Bülbül gibi de ah vah çekmezdim gülden ayrılınca, bilirdim tüm mektupların bende olduğunu. Ne olursa olsun, tüm kuşlar gibi, adım şiirlerde yer bulsun isterdim. Semada ahenkli raks edişlerini, şiirlerindeki ahenge ortak eden şairlere bir selam olsun.

Çağdaş Türk Şiirinde Kuşlar eseri de şairlerimizin mısralarında kuşlar uçan şiirlerini derleyen, değerli ve keyifle okuduğum bir eser. Okurken sanki ben de her kuşla beraber kanatlanıp her şair ile de farklı bir semaya göç ettim. Her kuşun kendine münhasır az veya çok bilinen ilginç özellikleriyle okuma hazzı vermek ile kalmayıp, aynı zamanda farklı ufuklar açan bilgilendirici bir eser. İçimde kuşlar uçuran yapıt için yazar Hasan Aktaş'a tüm emeklerinden ve kattıklarında ötürü teşekkürü borç bilirim.

Taha Huzeyfe Aktaş
İlk kaleme alınma: 2015
Yayınlama: 30/06/2025

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ali Şeriati’nin Fatıma Fatımadır kitabı üzerine

Dr. Ali Şeriati’nin Fatıma Fatıma’dır ve Kadın kitabı, keyifle okuduğum, sorgulamalara ve yeni ufuklara yol açan, bunun yanında öğretici tarafları bulunan da bir kitap. İsmi itibarı ile okunmadan önce kadınlara sesleniş gibi görünse de aslında Şeriati’nin yorumu ile İslam’ın sosyolojik yaklaşımlarına yer veriyor ve bunları tarihi ve günümüzü bağdaştıran yanları ve can alıcı örnekleri ile anlaşılır bir tarzda açıklıyor. Hz. Fatıma’yı ideal kadın olarak öne sürerken günümüz toplumunun kadın mefhumunun Şeriati’nin İslam adına öne sürdüğü idealden nasıl ayrıştığına değiniyor. Kitap, çevirmenin Ali Şeriati’yi tanıtıcı önsözüyle başlıyor. Aslında, Ali Şeriati’nin hakkını teslim ederken, onun ‘Şia’ esintisi düşüncelerinin kendisini bağlamadığını belirterek bir nevi günah çıkarma merasimi yapılıyor. Bu önsözden sonra kitapta Ehl-i Sünnete küfre varan cümleler görsem şaşırmazdım fakat işin aslı Şeriati’nin yaklaşımı bu değildi. Zaten kitabın ekserisinin konusu da bu değildi, daha ziyade top...

Kop Geçidi Bekçileri

Bu blogumda, doğunun hem tarih, hem  medeniyet hem de kültür cihetinde en önemli şehirlerinden olan Erzurum'a olan seyahatimizi anlatacağım. Bayburt'tan başlayan yolculuğumuz,  bir gece Erzurum'da konaklamamızı, tarihi ve kültürel mirasları ziyaret edip kısa bir kayak heyecanı yapıp tekrar Bayburt'a dönmemizden oluşuyor. Seyahatimizin en eğlenceli vakitlerinden olan Bayburt'tan Erzurum'a gidiş yolu ile söze başlayalım. Aylardan Aralık olması hasebiyle doğunun bu beldeleri aile ziyaretine geldiğimizden beri tamamen beyaza boyanmış bir vaziyetteydi. Güneşli günlerden istifade edip Bayburt'tan yola koyulduk. İlk olarak Kop Dağı 'nı geçmemiz icap ediyordu. Gece burada tipiye yakalanmak istemediğimiz bir durum oluşturacağından bir gece konaklamalı ve daha rahat hareket edebileceğimiz bir plan yapmıştık. Gündüz gözüyle de tüm doğanın bir kar denizine dönüşmüş olmasını görmek, yolculuğumuza gerçekten muazzam bir seyir zevki katıyordu.  Kop Dağ 'ına Bayburt ...

İbrahim Zeyd Gerçik'in Bir Yönetim Modeli Süleymaniye Kitabı Üzerine

Süleymaniye’nin bir yönetim, psikoloji ve kültür modeli olarak görülmesi kulağa hoş gelse de; bu yazılı eser, Süleymaniye’nin münferit kaynaklar veya turistik rehberler aracılığıyla ulaşılabilecek bir tanıtım broşürüne dönüşmüş. Bu kötü bir şey mi? Tabi ki değil, fakat eserin isminin getirdiği -ve yahut vad’ettiği- derinliğin yeterince yansıtıldığını söyleyemem. Birçok nokta, zoraki bir bağlam kurma veya beylik, didaktik laflardan ileri gidememe durumunu bana hissettirdi. Kişinin yaşamını şekillendirdiği din veya ideoloji temelinde, sosyal -ki burada özel olarak iktisadi ve işletmeye yönelik tarafı ele alınıyor- konulara yön verme arayışı benim nezdimde saygıyı hak eden bir eylem. Ki içerisini göremediğim şeffaf bir plastik ile çevrili kitabı alma sebebim bu düşünceye dayanıyordu. Fakat, buradaki amaç niyet edilen doğru eylemlerin güzel bir tezahürünü göstermek idiyse, bu bağlamlar daha sıkı kurulmalı idi. Yani başka bir deyişle peygamber hayatı anlatıp ardından iş dünyasında yalan söy...